QuiEt LiFe - Blogcu



body { background: #000000; margin: 0px; margin-top: 30px; } td { font-family: "Trebuchet MS"; verdana, arial, sans-serif; font-size: 9pt; line-height: 1.7; color: #DDDDDD; } td.title { border-bottom: 1px dashed #333333; } td.leftside { padding: 10px; padding-left: 0px; text-align: justify; } td.rightside { padding: 10px; border-left: 1px dashed #333333; line-height: normal; } td.eyes { padding-left: 10px; padding-bottom: 3px; } div.avatar { float: left; margin: 5px; margin-left: 0px; margin-bottom: 0px; } h2 { font-family: "Trebuchet MS"; verdana, arial, sans-serif; font-size: 20pt; color: #FFFFFF; margin-bottom: 12px; } h3 { font-family: "Trebuchet MS"; verdana, arial, sans-serif; font-size: 10pt; color: #FFFFFF; margin-bottom: 2px; } font.gray { color: #777777; } div.author { margin-top: 3px; margin-bottom: 6px; } a:link { color: #EEEEEE; } a:visited { color: #EEEEEE; } a:hover { color: #6699FF; }

QuiEt LiFe

28/6/2008 - Ben geldiiiiiiimmm...

Kategori: Benden

Aman Allah'ım...
En son 10.09.2006'da görünmüş daha sonra da kendinden haber alınamamış bir kız olmuşum...
Ne kadar hızlı geçiyor zaman... Yazıları okuyunca yaptıkların sanki daha dün gibi. Hayat bu işte... Zaman geçiyor, takvimden kopan yapraklarla beraber yaşayacağımız günler, alacağımızın nefesler de azalıyor. En güzel şekilde geçirmek gerek hayatı. Bunu hep söyleriz, ama yaşamaya gelince?...
Peki bunca zamanda hayamda ne değişti? Hala bekarım. Agliyor O zaman bişey değişmemiş ki. Anlatmaya da gerek yok. Ben biraz bloglara bakayım neler var neler yok...

Düşünceler (6) :: Düşüncelerini Ekle! :: Bağlantı

10/9/2006 - Geç Kalmış Anlatılar 1 (KAPTAN)

Kategori: Denemeler

Canlarıııııııııımmm…

Gerçi bu anlatı geç kalmış değil, tam sırası...

Öncelikle sizi bu kadar ihmal ettiğim için çok özür diliyorum. Affedin beni!... Ya ama biliyorsunuz ki ben stajyerdim. Bakın –di’li geçmiş zaman kullandım…

Ay aman Allah’ım!... Sizden o kadar uzak kalmışım ki, anlatacak çok şey birikmiş. Hangisinden başlasam ki… Kaldığım yerden mi, yoksa en sonundan mı? Ben en iyisi en sonundan başa giderek anlatayım.

Bu hafta sonum nasıl geçti?

El- Cevap: Harika…

Cuma günü kuzenim bize geldi… Cumartesi günü Bakırköy’de Kahraman Tazeoğlu ile buluşacaktık. Eğer tanımayanlarınız varsa Kahraman Tazeoğlu kim , sorusuna cevap vermeye çalışayım.

Aslınla bakarsanız ben de çok tanımıyordum. Hatta hiç de denilebilir. Kuzenim Yaren sayesinde tanıma fırsatım oldu. Çok iyi bir şair bence, kelimeleri çok güzel kullanıyor… “Seni İçimden Terk Ediyorum” şiir kitabını okudum. Harika bence… Hepinize şiddetle tavsiye ediyorum. (Allah’ım nasıl bir Türkçe) Bir de “Araz” isimli romanı var ki, anlatamam. Aynı zamanda Radyo 7’de akşamları muhteşem bir programı var. Harika şiir okuyor programında… Ayrıca dinleyicilerden gelen mektupları da harika yorumluyor. Ya bu kızda ne kadar övdü demeyin sakın. Hakkediyor ne yapayım.

Kuzenim de bana benzemiş. Geç kalmayı sevmiyor benim gibi.(İnsan beklemeyi sevmeyince bekletmek de istemiyor.) Ben de nöbetçiyim, 142de nöbeti devralmam gerekiyor. Arkadaşım 16’ya kadar kaldı sağolsun. Neyse biz çıktık evden, babam bırakacak trene kadar bizi. (Bakırköy’e götürecekti ama biz istemedik.) Bindik arabaya önce kliniğe uğradık, önlüğümü bıraktım. Eee elimde önlükle gidecek değildim ya… Sonra arkadaşıma söz verdiğim bir kitabı almak için kitapçıya uğradım. İmam Gazali’nin “Kalplerin Keşfi” kitabını aldım. Bu eser ide tavsiye ederim.

Neyse sonunda gittik… Tabii ki buluşma yerine ilk giden biz olduk. Yarım saatlik bir öncelikti bu İlk önce Maviada’dan Aysel (kardelen)geldi. Sonra ise Esra (yitikumut) ve Kaptan (Kahraman Tazeoğlu)… Şimdi bu yanlarındaki yitikumut ve kardelen ne diye merak eder misiniz? Valla etseniz de etmeseniz de ben söyleyeceğim Bu arkadaşlar www.maviada.biz ve

www.maviada.gecesi.com sitesinden… Güzel bir site bakarsanız…. Oradan Kahraman Tazeoğlu hakkında bilgi de alabilirsiniz. Kendisi pek ilgilenemiyor ama…

Çok güzel bir cafeye gidip oturduk. Sessiz sakin bir yerdi…Ben aslında sıkılacağımı düşünmüştüm. Ama sanki çok uzun süredir tanıyormuşum gibi geldi bana. Kaptan çok sıcakkanlı, güler yüzlü sempatik biri, akıcı konuşuyor. Açıkçası ben farklı biri olarak beklemiştim. Ne bileyim burnu havada, kendini beğenmiş biri olarak beklemiştim. Esra ve Aysel de çok tatlı kızlar… Eee beni de biliyorsunuz zaten. Kuzenimin de bana benzediğini söylemiştim. Çok güzel bir beşli olduk. Çok güldüm gerçekten, iyi ki gitmişim dedim.

Hiç canım istememesine rağmen nöbete yetişmek için sohbetin ortasında kalkmak zorunda kaldım. Bundan sonra Kahraman Tazeoğlu’nun radyo programının daimi dinleyicilerinden biri olacağım inşallah… Şu an bu satırları bulduğum bir kağıda nöbette yazıyorum. Aslında Pazar günü blogcu Esra (mondlicht) buluşacaktık ama bizim misafir vardı . Bu yazıyı büyük ihtimal Pazar günü eklerim. Bu yazıların devamı gelecek, bekleyin canlarım…

Gelecek bölümlerde:

&Pijama Partisi ve Sahur Yemeği…

&Suna’nın Kına Gecesi ve Düğünü…

&Blogcu Uçarsu ve Mondlicht ile Buluşmamız ve Topkapı Sarayı…

&İş Bulmam…

Düşünceler (73) :: Düşüncelerini Ekle! :: Bağlantı

3/9/2006 - "O"

Kategori: Benden

Aklım o kadar karışık ki…

Düşünüyorum… Düşünüyorum… Düşünüyorum…

Şimdi düşüncelerime bir de “O” eklendi

“O”, “Ben”i umursamasa da “Ben”de var

Sol yanım titriyor “O”nu anınca

Sol yanımı söküp atmak istiyorum

Tüm hücrelerime öyle işlemiş ki atamıyorum

Gözlerim her an “O”na bakar gibi

Herkese sevgi dolu bakıyor,

Herkeste “O”nu görüyor…

 

………

Düşünceler (31) :: Düşüncelerini Ekle! :: Bağlantı

13/8/2006 - Ölümsüz Aşk...

Kategori: Beyendiklerim

Genç kız yine acılar içinde odasında yatıyordu. Henüz hayatının baharında ölümle yüz yüzeydi. Babası onu kurtarmak için gazetelere ilan vermiş, para teklif etmişti. Ama onun kalbinin teklemesi değil, kalbinin içindeki sızı ilgilendiriyordu. Sevdiği aklına geldi bir damla yaş daha döküldü gözlerinden. Ayrıldıklarından beri tam beş çile dolu yıl geçmişti. Aslında sevgilerinin arasına o kahrolası para girmişti. Hatırlıyordu da sevdiği ona bir keresinde:
- Ben zengin değilim belki ama seni seven bir kalbim var. Sana sadece onu verebilirim, demişti.

       Zaten sevgiye muhtaç birisi başka ne isteyebilirdi ki. Kendisini sevmesi yeterdi.O en çok Saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş koklamıştı saçlarını. Her dökülen saç yüreğine bir hançer olup saplanıyordu. Şimdi tek isteği sevdiğinin son anlarında yanında olmasıydı. Ne olurdu onu bir kez daha görebilse, onu bir kez daha koklayabilse.Bu düşünceler arasında uykuya daldı.

       Babası heyecanlı bir şekilde kızının odasına girdi. " Müjde kızım,kalp bulundu " dediğinde kızının bir peri güzellliğinde, sevdiğinin özleminden ıslanmış yüzüne baktı ve çıktı odadan...

       Genç kız, bir hafta sonra kendine geldiğinde sanki başka bir dünyadaydı. İçinde acayip bir his vardı. Sanki bu dünya ona çok farklı gelmişti. Aklına yine sevdiği geldi. Kalbi eskisinden daha hızlı atmaya başladı. Kalbi değişmişti ama sevdiğini eskisinden daha çok sever olmuştu.

       Bir gece ansızın uyandı uykusundan kalbi çok hızlı atıyordu. Bu durum sürekli böyle devam etti.Doktora gitti, durumunu anlattı. doktor:
- Bir aya kalmaz geçer, demişti.
Ama aradan aylar geçmesine rağmen durum aynıydı.

        Bir gün bahçeye çıktı Çiçekleri seviyordu. Kırmızı güllerin yanına gitti. Kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. En çok kırmızı gülleri severdi. Çünkü sevdiği ona benzediğini söylerdi hep. Birden kapı çaldı. Kapıyı açtı kimse yoktu. Yere baktı bir mektup vardı ve onaydı. Mektubu açtı ve kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. Bu onun kokusuydu. Koltuğuna zar zor oturabildi. Zarfın içinden mektubu titreyen ellerle çıkardı ve okumaya başladı :
" Sevdiğim, bugün sevdamızın altıncı yılı. Seni hep sevdim. Seninle ayrılmak zorunda kaldığımızdan beri, bir kalbe iki sevginin sığmayacağını bildiğimden ne birini sevdim ne de evlendim. Her günüm çile ve azapla geçti. Her gün sana şiirler yazdım, her gün şiirlerimi okudum ve her gün ağladım. Tam beş yıl boyunca her gün yazdım, okudum, ağladım. Bir gün önüme bir fırsat çıktı. Bu fırsatı reddedip kendime daha fazla haksızlık edemezdim. Belki seni unuturum diye senden çok uzaklara gittim. Ama şimdi seni daha çok özlüyorum. Her gece yanına geliyorum o masum yüzünü okşuyor yanaklarına öpücükler konduruyorum, sen uyanıyorsun benim geldiğimi anladığını sanıyorum ama sen o tatlı uykuna geri dönüyorsun. Sevdiğim hep ben geldim senin yanına artık sen gel olur mu? Kırmızı güllerimize iyi bak. Ve artık unutma içinde seni senden daha çok seven bir kalbin var artık. Ona iyi bak olur mu? Kırmızı güllere ve kalbimize iyi bak. Seni yanıma gelene kadar bekleyeceğim sevdiğim HOŞÇAKAL…

Düşünceler (47) :: Düşüncelerini Ekle! :: Bağlantı

3/8/2006 - Hayırlı Cumalar...

Kategori: Benden

Ey Rabbim…

Her şeyi yeten kuvvetinin önünde her şeyin boyun eğdiği kudretinden

Karşısında hiçbir şeyin duramadığı izzetinden

Her şeyi kaplayan azametinden

Her şeyi aydınlatan nurundan istiyor ve bekliyorum.

Bil ki sana muhtacım. Gizlice yaptığım günahlar senin ilmindedir.

Beni gizli günahların ağırlığından kurtar. Sen her şeye şahitsin.

Günahlarımı rahmetinle gizledin. Rabbim sen her günahı bağışlayan ve her günahı örtensin. Sen benim fakirliğimi ve güçsüzlüğümü biliyorsun. Ya Rabbi yüceliğin adına seni anmama yardım et. Boş amellerin gafletinden dolayı gözyaşımla çalıyorum kapını. Biliyorum ki derdimin ilacı sensin. Ey Rabbim benim kimim var senden başka, affı ve rahmeti senden başka kimden isteyeyim. Bu kadar günah ve aşırılıktan sonra sana geldim. Pişman ve perişan… Beni çirkin günahlarımdan ve arkadaşlıklarımdan kurtar. Gözyaşımla sana dönüyorum ve günahlarımı itiraf ediyorum, özrümün kabulü için sana sığınıyorum.

Beni affet Rabbim…

 

                                     AMİN...

Düşünceler (15) :: Düşüncelerini Ekle! :: Bağlantı

23/7/2006 - Ben Beyaz Gül Severim...

Kategori: Beyendiklerim

Efsaneye göre bülbül, çiçeklerin kraliçesi güle aşıktır. Gül önce solgun bir ak güldür. Ve goncanın seher vakti açtığı sanılır. Bülbül bütün gece bu anı bekler. Gonca açılacak, bülbül seyredecektir. Ama uykuya dalar bülbül ve goncanın açılışını seyredemez. Her seferinde kaçırır fırsatı. Gül mevsimi geçer bülbül lal olur. Gül mevsimi gelir ötmeye başlar, gülün açılmasını kendi muhabbetine karşılık vermesini bekler. Öter durur, gül naz eder. Bülbül hasretle gülün dalına konar ama daldaki dikeni fark etmez. Ve diken bülbülün göğsüne batar, al kanlar sızar bülbülden. Gülün toprağın akan kanlar yağmur suyuyla gül fidanına geçer ve ondan sonra beyaz gül kıpkırmızı açmaya başlar… Bu yüzden “Gülün kırmızısı bülbülün kanındandır” ya da “Vefakar bülbülün ölümüne sebep olan gül hicabından kızarır” denir. Ve de “Gülü seven dikenine katlanır…”

Düşünceler (45) :: Düşüncelerini Ekle! :: Bağlantı

10/7/2006 - SEN...

Kategori: Benden

Gözlerim sürekli telefonumda,

Her çaldığında kalbim hızla çarpıyor,

Her mesaj geldiğinde dua ediyorum,

Sen ol diye açıyorum mesajları…

Ama ya dualarım kabul olmuyor

Ya da hayırlısı bu galiba…

Sen aramıyor, sormuyorsun

Seni düşünmekten kendimi alamıyorum

Allah’ım ne olur yardım et bana!

Onu aklımdan silemiyorum

Başkaları bir anlam ifade etmiyor

Sadece sen ol istiyorum hayatımda…

Sadece senin sesini duyayım…

Sadece sen ara beni…

Sadece senden gelsin mesajlar…

Düşünceler (47) :: Düşüncelerini Ekle! :: Bağlantı

7/7/2006 - Hayırlı Cumalar...

Kategori: Benden

Rabbim gönlünüzde olanı hakkınızda hayırlı eylesin… Hakkınızda hayırlı olanı da gönlünüze razı eylesin…

 

Düşünceler (27) :: Düşüncelerini Ekle! :: Bağlantı

27/6/2006 - Gecikmiş bir yazı...

Kategori: Denemeler

S.A.

Evet canlarım…Yine gelen istek üzerine yeni yazı ekliyorum… Biraz geç oldu ama mazur görün beni… Ben stajyerim. Bu sefer ki yazım İstanbul’daki blogcuların küçük bir kısmının buluşmasıyla ilgili… Esinciğimin öncülüğünde buluşmaya karar verdik. Kimler vardı peki? Durun canım acele etmeyin anlatacağım…

Buluşma yeri ve saati kararlaştırıldı… Ama açıkca söyleyeyim çekincelerim vardı benim. Acaba nasıl kişiler? Susup oturacak mıyız? Bu ve benzeri sorular buluşma zamanına kadar beynimde yankılandı. Esin ile sadakat sayesinde msn de tanıştık Ve aynı semtte oturduğumuzu öğrendik. Sağolsun beni klinikte ziyarete geldi cuma günü… Gördüm çok sıcak ve cana yakın bir kız. Esin’i gördükten sonra biraz içim rahatladı doğrusu. Neyse ben buluşmaya geleyim. Esinle tramway durağında buluşmayı kararlaştırdık. Bir blogcu olan ve aynı zamanda da Esin’in kuzeni olan ciwciw ile geldi. Sultanahmete kadar nefes almadan konuştuk blog ve blogcular hakkında… ciwciw de adı gibi sarı gerçekten. Onu da çok cana yakın buldum. Biz biraz erken gitmiştik bekledik biraz blogcuları. İlk İlkay Abla geldi Elif Berra (kızı) ile birlikte. Ay aman Allah’ım görseniz bir tatlı ki… Resimlerini çektim ama nazar değer korkusuyla koymadım. Sonra adfun11 geldi… Tanımamız için ne giydiğini tarif etti bize. Aynı filmlerdeki gibi oldu. Sonradan düşündük de kırmızı gül taksaydık yakamızaJ adfu11’in yanında tuense’nin kardeşi kendisi de bir blogcu olan anesta vardı. Hiç daha önce birbirimizi görmemiştik. Tanışırken blogcudaki nicklerimizle tanıştık önce . Daha sonra isimlerle hitap ettik. Sonra Küçük Ayasofya da çok şirin bir mekana götürdü bizi İlkay Abla… Oturduk, soğuk bir şeyler istedik başladık sohbete… Aramıza en son katılan tugbatugba oldu. Kırmızı ona çok yakışmıştı. Sohbetin yanı sıra biz esinle fotoğrafçı gibi olduk. Gülümseyin bir resim çekelim… zamanın nasıl geçtiğini anlamadık bile. İlkay Abla ve Tuğba’nın ayrılması gerekti… Çok sıcak ve içten insanlardı. Kanım kaynadı onlara. Özellikle Elif Berra’yı çok sevdim. En küçük blogcumuz. Onlar ayrıldıktan sonra biz Sultanahmet’te dolaşmaya başladık. Tabi fotoğraf makinaları elimizde. Çektiğimiz en komik resim ise benim Esin’i, Esin’in ise beni tam fotoğraf çekerken aynı anda çekmemiz. İkimizin de yüzü görünmüyordu. Sonra blogcuların karnı acıktı tabi… Simit köşküne gittik. (Blogcular köşkteJ) adfun’u ve ciwciwi daha önce tanımama rağmen sanki tanıyormuş gibi hissettim. Blog kardeşliği bu olsa gerek. Ve ayrılma vakti geldi… Tekrar buluşmak ümidiyle ayrıldık. Resimleri yükleyeyim de adfun11’e mail atacağım. Unuttum sanma canım.

Pazartesi günü ise Esin’in annesi, blogcu ZALIMMM beni ziyarete geldi. Çok şeker ve içten biri. Onunla da sadakat sayesinde tanıştık. Teyzem oldu benim. Eee teyzem olunca Esin ve sadakat ile kuzen oluyorum yaJ Teyzeme söz verdiğim gibi kahve yaptım. Bilmiyorum beğendi mi ama…

Umarım geniş bir İstanbul buluşması organize edebiliriz ve tüm blogcular buluşur.

 

Hepiniz Allah’a emanet olun…

Sevgimle kalın…

Düşünceler (41) :: Düşüncelerini Ekle! :: Bağlantı

23/6/2006 - SERİ TEŞEKKÜRLER...

S.A.

     Canlarım benim sizleri çoooook özledim. Yazı yazamadığım ya da yazmadığım için sitem etmekte haklısınız. Ama biliyorsunuz ki ben bir stajerim ve çok çalışmam gerek. Bana kalsa daha yazı eklemeyecektim ama canım arkadaşım shekkercik benim için çok güzel bir tasarım yapmış. Görünce çok mutlu oldum. Sevincimi anlatmaya kelimeler yetersiz kalıyor. Canım benim çok teşekkür ederim.

 

İşte shekkerciğimin bana hazırladığı tasarım:

 

 

 

     Aaa shekkerciğe teşekkürürmün yanında iki arkadaşıma daha teşekkür etmek istiyorum izninizle. Bu resmi ben hareketli olarak bloğuma koyamamıştım. (Her zaman ki beceriksizliğim… ben bu tür şeyleri pek bilmiyorum da) Dün akşam ben düşünürken imdadıma şu an blog işine bir süre ara veren arkadaşım erdemselvi yetişti. Bana dün akşam sabırla anlattı. Url sini verdi ve ben yaptım. Ama yarın yazıyla birlikte eklerim diye sildim. Ve bugün doğal olarak ekleyemedim. Bu sefer esin arkadaşım yetişti imdadıma… O urlsini verdi dün erdemin anlattıklarıyla yaptım sonunda. İkinize de çok teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. ( Ya ben bu aralarda ne kadar çok teşekkür ediyorum.) Allah’ıma binlerce şükürler olsun ki teşekkür edebileceğim ve beni mutlu eden arkadaşlarım var.

       Bu arada ileride bana kek yapacak olan caglar’a ve benim adıma şarkı besteleyecek olan Çağlar’ıma (BAYKELEBEK) teşekkürümü de şimdiden edeyim. AdiabloA, senin verdiğin şarkı söyleme sözünü de unuttum sanma sakın. Ben işime gelen hiçbir şeyi unutmam…

       Size kan alma ve laboratuar maceralarımı anlatmak isterdim ama şimdi meslek sırlarımı vermeyeyim Ay az kalsın unutuyordum… Bugün 3 tane Akciğer Grafisi çektim. Kendim çektim diye demiyorum çok güzel oldular. Ben aslında hastalara vermeyip hatıra olarak saklayacaktım ama Suna öyle bir baktı ki vazgeçtim bu düşüncemden

 

       Allah’a emanet olun… Sevgimle kalın…

 

Düşünceler (23) :: Düşüncelerini Ekle! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Kimim Ben?
Arşiv
Blogcu Canlar


myspace

Stuff for your blog!




ACILARPARKI

Blogcu Canlarım

meczup
yellowdaisy
esin
baykelebek
mahlas
h2so4
caglar
tugbatugba
erdemselvi
omasozturk
elki
ilkayoguzhan
shekkercik
yunusum
mrfood
kartopum
yunusevren
hatto
fatima
anubiss
bibis
raciegi
gokche
uzakufuklar
tibette7yil
onurhan1907
sessizofke01
konjenital
melan
E.YÜKSEL ÜSTÜNER
pembepatikler
ucarsu
gokcesair
revnakyaren
Özkan Özdemir
dungeon dungeon
kanturk
ihlamur
tinuviel
sadakat ...
blogdoktoru
blogekle
ildeniz
feraye
burakcam
hassasadam
eyust
neslinursema
tyanali
calinus
yavuz999
yalniz
guvenavticaret
kugelhang
turkanka
panorama
hurricanee
dostlukrehberi
eyupzaferi
sad
battygirl
hayatadahil
serhendi
neslinursema1
kursadberkkan
mavisevdalar
tigre
keskelerdiyari
vie
zeytinburnuimamhatip
neslinursema2
neslinursema3
karanfil58
tici
isteoan
visal
kaybolusculuk
byuarsiyu
gullerdiyarim