10/9/2006 - Geç Kalmış Anlatılar 1 (KAPTAN)
|
Canlarıııııııııımmm…
Gerçi bu anlatı geç kalmış değil, tam sırası...
Öncelikle sizi bu kadar ihmal ettiğim için çok özür diliyorum. Affedin beni!... Ya ama biliyorsunuz ki ben stajyerdim. Bakın –di’li geçmiş zaman kullandım…
Ay aman Allah’ım!... Sizden o kadar uzak kalmışım ki, anlatacak çok şey birikmiş. Hangisinden başlasam ki… Kaldığım yerden mi, yoksa en sonundan mı? Ben en iyisi en sonundan başa giderek anlatayım.
Bu hafta sonum nasıl geçti?
El- Cevap: Harika…
Cuma günü kuzenim bize geldi… Cumartesi günü Bakırköy’de Kahraman Tazeoğlu ile buluşacaktık. Eğer tanımayanlarınız varsa Kahraman Tazeoğlu kim , sorusuna cevap vermeye çalışayım.
Aslınla bakarsanız ben de çok tanımıyordum. Hatta hiç de denilebilir. Kuzenim Yaren sayesinde tanıma fırsatım oldu. Çok iyi bir şair bence, kelimeleri çok güzel kullanıyor… “Seni İçimden Terk Ediyorum” şiir kitabını okudum. Harika bence… Hepinize şiddetle tavsiye ediyorum. (Allah’ım nasıl bir Türkçe ) Bir de “Araz” isimli romanı var ki, anlatamam. Aynı zamanda Radyo 7’de akşamları muhteşem bir programı var. Harika şiir okuyor programında… Ayrıca dinleyicilerden gelen mektupları da harika yorumluyor. Ya bu kızda ne kadar övdü demeyin sakın. Hakkediyor ne yapayım.
Kuzenim de bana benzemiş. Geç kalmayı sevmiyor benim gibi.(İnsan beklemeyi sevmeyince bekletmek de istemiyor.) Ben de nöbetçiyim, 142de nöbeti devralmam gerekiyor. Arkadaşım 16’ya kadar kaldı sağolsun. Neyse biz çıktık evden, babam bırakacak trene kadar bizi. (Bakırköy’e götürecekti ama biz istemedik.) Bindik arabaya önce kliniğe uğradık, önlüğümü bıraktım. Eee elimde önlükle gidecek değildim ya… Sonra arkadaşıma söz verdiğim bir kitabı almak için kitapçıya uğradım. İmam Gazali’nin “Kalplerin Keşfi” kitabını aldım. Bu eser ide tavsiye ederim.
Neyse sonunda gittik… Tabii ki buluşma yerine ilk giden biz olduk. Yarım saatlik bir öncelikti bu İlk önce Maviada’dan Aysel (kardelen)geldi. Sonra ise Esra (yitikumut) ve Kaptan (Kahraman Tazeoğlu)… Şimdi bu yanlarındaki yitikumut ve kardelen ne diye merak eder misiniz? Valla etseniz de etmeseniz de ben söyleyeceğim Bu arkadaşlar www.maviada.biz ve
www.maviada.gecesi.com sitesinden… Güzel bir site bakarsanız…. Oradan Kahraman Tazeoğlu hakkında bilgi de alabilirsiniz. Kendisi pek ilgilenemiyor ama…
Çok güzel bir cafeye gidip oturduk. Sessiz sakin bir yerdi…Ben aslında sıkılacağımı düşünmüştüm. Ama sanki çok uzun süredir tanıyormuşum gibi geldi bana. Kaptan çok sıcakkanlı, güler yüzlü sempatik biri, akıcı konuşuyor. Açıkçası ben farklı biri olarak beklemiştim. Ne bileyim burnu havada, kendini beğenmiş biri olarak beklemiştim. Esra ve Aysel de çok tatlı kızlar… Eee beni de biliyorsunuz zaten. Kuzenimin de bana benzediğini söylemiştim. Çok güzel bir beşli olduk. Çok güldüm gerçekten, iyi ki gitmişim dedim.
Hiç canım istememesine rağmen nöbete yetişmek için sohbetin ortasında kalkmak zorunda kaldım. Bundan sonra Kahraman Tazeoğlu’nun radyo programının daimi dinleyicilerinden biri olacağım inşallah… Şu an bu satırları bulduğum bir kağıda nöbette yazıyorum. Aslında Pazar günü blogcu Esra (mondlicht) buluşacaktık ama bizim misafir vardı . Bu yazıyı büyük ihtimal Pazar günü eklerim. Bu yazıların devamı gelecek, bekleyin canlarım…
Gelecek bölümlerde:
&Pijama Partisi ve Sahur Yemeği…
&Suna’nın Kına Gecesi ve Düğünü…
&Blogcu Uçarsu ve Mondlicht ile Buluşmamız ve Topkapı Sarayı…
&İş Bulmam… |
|
|
|
|
Düşünceler (73) :: Düşüncelerini Ekle! :: Bağlantı
|
27/6/2006 - Gecikmiş bir yazı...
|
S.A.
Evet canlarım…Yine gelen istek üzerine yeni yazı ekliyorum… Biraz geç oldu ama mazur görün beni… Ben stajyerim. Bu sefer ki yazım İstanbul’daki blogcuların küçük bir kısmının buluşmasıyla ilgili… Esinciğimin öncülüğünde buluşmaya karar verdik. Kimler vardı peki? Durun canım acele etmeyin anlatacağım…
Buluşma yeri ve saati kararlaştırıldı… Ama açıkca söyleyeyim çekincelerim vardı benim. Acaba nasıl kişiler? Susup oturacak mıyız? Bu ve benzeri sorular buluşma zamanına kadar beynimde yankılandı. Esin ile sadakat sayesinde msn de tanıştık Ve aynı semtte oturduğumuzu öğrendik. Sağolsun beni klinikte ziyarete geldi cuma günü… Gördüm çok sıcak ve cana yakın bir kız. Esin’i gördükten sonra biraz içim rahatladı doğrusu. Neyse ben buluşmaya geleyim. Esinle tramway durağında buluşmayı kararlaştırdık. Bir blogcu olan ve aynı zamanda da Esin’in kuzeni olan ciwciw ile geldi. Sultanahmete kadar nefes almadan konuştuk blog ve blogcular hakkında… ciwciw de adı gibi sarı gerçekten. Onu da çok cana yakın buldum. Biz biraz erken gitmiştik bekledik biraz blogcuları. İlk İlkay Abla geldi Elif Berra (kızı) ile birlikte. Ay aman Allah’ım görseniz bir tatlı ki… Resimlerini çektim ama nazar değer korkusuyla koymadım. Sonra adfun11 geldi… Tanımamız için ne giydiğini tarif etti bize. Aynı filmlerdeki gibi oldu. Sonradan düşündük de kırmızı gül taksaydık yakamızaJ adfu11’in yanında tuense’nin kardeşi kendisi de bir blogcu olan anesta vardı. Hiç daha önce birbirimizi görmemiştik. Tanışırken blogcudaki nicklerimizle tanıştık önce . Daha sonra isimlerle hitap ettik. Sonra Küçük Ayasofya da çok şirin bir mekana götürdü bizi İlkay Abla… Oturduk, soğuk bir şeyler istedik başladık sohbete… Aramıza en son katılan tugbatugba oldu. Kırmızı ona çok yakışmıştı. Sohbetin yanı sıra biz esinle fotoğrafçı gibi olduk. Gülümseyin bir resim çekelim… zamanın nasıl geçtiğini anlamadık bile. İlkay Abla ve Tuğba’nın ayrılması gerekti… Çok sıcak ve içten insanlardı. Kanım kaynadı onlara. Özellikle Elif Berra’yı çok sevdim. En küçük blogcumuz. Onlar ayrıldıktan sonra biz Sultanahmet’te dolaşmaya başladık. Tabi fotoğraf makinaları elimizde. Çektiğimiz en komik resim ise benim Esin’i, Esin’in ise beni tam fotoğraf çekerken aynı anda çekmemiz. İkimizin de yüzü görünmüyordu. Sonra blogcuların karnı acıktı tabi… Simit köşküne gittik. (Blogcular köşkteJ) adfun’u ve ciwciwi daha önce tanımama rağmen sanki tanıyormuş gibi hissettim. Blog kardeşliği bu olsa gerek. Ve ayrılma vakti geldi… Tekrar buluşmak ümidiyle ayrıldık. Resimleri yükleyeyim de adfun11’e mail atacağım. Unuttum sanma canım.
Pazartesi günü ise Esin’in annesi, blogcu ZALIMMM beni ziyarete geldi. Çok şeker ve içten biri. Onunla da sadakat sayesinde tanıştık. Teyzem oldu benim. Eee teyzem olunca Esin ve sadakat ile kuzen oluyorum yaJ Teyzeme söz verdiğim gibi kahve yaptım. Bilmiyorum beğendi mi ama…
Umarım geniş bir İstanbul buluşması organize edebiliriz ve tüm blogcular buluşur.
Hepiniz Allah’a emanet olun…
Sevgimle kalın… |
|
|
|
|
Düşünceler (41) :: Düşüncelerini Ekle! :: Bağlantı
|
12/6/2006 - Bu bir mutluluk ve teşekkür yazısıdır...
|
Ay bugün bir mutluyum, bir mutluyum anlatamam size…
Hani dün doğum günümdü ya… Bugün staj gördüğüm poliklinikte bana sürpriz doğum günü yaptılar… Ben masada oturmuş kayıtları deftere geçirirken birden Suna geldi bilgisayardan “Genç Osman”ı açtı… (Her zaman ki hali diye ben bir şeyden şüphelenmedim.) Sonra kapıdan bir baktım elinde pasta Akife ile tüm arkadaşlar iyi ki doğdun nidalarıyla girdiler. Ben şaşkınlık içerisinde bakakalmıştım. Sonra herkese teker teker sarıldım ve mumları üfledim. Mutluluktan ağlayacaktım ama kendimi zor tuttum doğrusu… İnsanın böyle hatırlanması üstelik bir aydır tanıdığı kişiler tarafından hatırlanması çok güzel bir duygu. Hepsinden Allah razı olsun. Onlar beni mutlu ettiler Allah’ım da onları iki cihanda mutlu kılsın inşallah. Bu arada polikliniğin adını reklam olmasın diye vermiyorum ama arkadaşların isimlerini buradan anmak istiyor ve sizleri huzurunda bir kez daha teşekkür etmek istiyorum… Canım Akifem ve Sunam… Başhemşire Gülnaz Ablam, Sevim Ablam, Elifim, yakında dünya evine girecek olan Kader, Ayşe, beni unutmayıp özellikle telefon açan Serkan, Yüksel Bey, Ajda, bana sakın laboratuardan çıkma diyen Selamet…
Ay unuttuğum var mı ki acaba? İnşallah yoktur… Aslında tüm poliklinik çalışanlarını çok seviyorum. O kadar sıcak bir ortam ki orası… Allah razı olsun hepsi çok yardımcı oluyor bana… İnşallah çalışacağım yerde manevi açıdan buraya benzer… Bu arada iş arıyorum ben aklınızda bulunsun arkadaşlar… (Bilmeyenler için söyleyeyim ben Biyokimya Laboratuarında staj görüyorum.)
Hepiniz Allah’a emanet olun… Sizleri çok seviyorum ben… |
|
|
|
|
Düşünceler (32) :: Düşüncelerini Ekle! :: Bağlantı
|
11/6/2006 - Doğum Günüm... Sünnet... Pilav Günü...
|
Uzun bir aradan sonra herkese tekrar merhaba…
Bugün güzel bir İstanbul sabahına açtım gözlerimi… Tarih 11 Haziranı gösteriyor zaten… Ne mi var bu tarihte… Bu tarih benim dünyaya gözlerimi açtığım tarih. Yani bugün doğum günü çocuğuydum. (Yuh be bu yaşta çocuk mu olunur? Ben de iyice uçtum. Kusuruma bakmayın.) Benim Daha ikinci sınıfa giden kuzenim sünnet oldu. Onun Kur’an-ı vardı oraya gittim. Görseniz kıyafetleri bir yakışmış ki… Maşallah… Buradan tekrarlayayım seni çok seviyorum canım benim. Sonra bizim okulun Geleneksel Pilav günü vardı oraya yetişmek için büyük çaba harcadım. Ama çok güzel geçti doğrusu. Okulların bu tip organizasyonlar düzenlemesi çok güzel. İrtibatımızın koptuğu arkadaşlarla karşılaştım. Hatta ilkokuldan bir arkadaşıma bile rastladım. Meğer aynı lisede okumuşuz. Mehter takımı da getirmişler… En eğlenceli kısmı da o olduJKısacası günüm çok güzel geçti.
Arkadaşlar kusuruma bakmayın yeni yazı ekleyemiyorum. O kadar yoğunum ki anlatamam. Sadece yaptığınız yorumlara bakıp onlara cevap yazabiliyorum vakit buldukça. Ama şunu asla unutmamanızı istiyorum. Ben tüm blogcu arkadaşlarımı çoooook seviyorum. Burada o kadar iyi insanlarla tanıştım ki… İyi ki bu blogcuya üye olmuşum diyorum.
Hepiniz Allah’a emanet olun… Sevgimle kalın |
|
|
|
|
Düşünceler (7) :: Düşüncelerini Ekle! :: Bağlantı
|
13/5/2006 - Benden yaşanmış bir hikaye...
|
Size bir hikaye anlatayım… Pek beceremesem de deneyeyim en azından…
Yıl 2004… Mayıs ayı… Bir kız var hastane odasında… Sessiz, sakin, bitkin ve bıkmış vaziyette yatakta yatıyor. Hastaneye yatalı bir seneyi geçmiş, 14 aya yaklaşmış…
Mayıs ayı girmeden önce anneler günü geliyor, ne alacağım ben anneme diye düşünür, sonrada yine burada olacağım diye hayıflanırdı. Annesine hediye alamama ihtimalini ve üzgünlüğünü dile getirdiği için annesi de bilirdi içindeki sıkıntıyı ve üzüntüyü. Ama annesi için hediyenin ne önemi vardı ki… Sadece kızının iyileşmesini diliyordu Allah’tan… Dualar edip yalvarıyordu yüce yaratanına…
Boncuk kız diye severdi ve tanırdı bir doktor abisi onu… Bir diğeri güzellik diye severdi… O kadar kilo vermesine rağmen yanakları hala tombuldu. Güzelliğinden bir şey götürememişti hastalığı. Ama o kadar çok şeyi gitmişti ki… Çok sevdiği okuluna gidemiyordu, tek başına yürüyemiyordu, merdivenden inip çıkamıyordu, eski kilosu yoktu… Evet belki çok şeyi yoktu ama gözlerinde ki umudu ve ışıltıyı kaybetmemişti. Hastalığın kendinden götürdüklerine rağmen kendini eğlendirecek bir şeyler bulurdu hep. Son zamanlarda boncuklarla takılar yapıyor, hemşire ve doktor ablalarına hediye ediyordu. Onların beğendiğini ve mutlu olduğunu görmek ona daha çok yapma şevki veriyordu. Zaten boncuk kız demelerinin sebebi de yaptığı takılardı. Babası her hafta ona boncuk almak için giderdi. Ama yaklaşan Mayıs ayıyla beraber iyice durgunlaşıyordu. Artık değil boncuklarla takı yapmak konuşmaya bile mecali kalmamıştı…
1 Mayıs… 2 Mayıs… 3 Mayıs… 4 Mayıs… Ve onun bu dünyaya gözlerini kapadığı 5 Mayıs geldi… O sene Anneler Günü 9 Mayıstaydı… 9 Mayısta o annesine hediye veremedi, yanaklarına bir buse bile konduramadı. Annesi bu sene onsuz üçüncü Anneler Gününü geçirecek.
Bu hikayeyi niye mi anlattım? Hediyelerin önemi yok sadece annenizin yanında olduğunuzu görmesi en büyük hediye… Tüm annelerin Anneler Gününü kutlarım. Ama bunu sadece bir güne sığdırma taraftarı olmadığımı da belirtmek isterim.
|
|
|
|
|
Düşünceler (27) :: Düşüncelerini Ekle! :: Bağlantı
|
9/5/2006 - Bir damarınız var mı?... Aman Allah'ım bu sekizinci oldu...
|
Bugün stajdaki ikinci günüm…
Ay yine tepeden inme girdim konuya, kusuruma bakmayın. Pazartesi bir laboratuarda staja başladım. (Sanki bir yazmasam anlamayacaktınız.) Beni bir görseniz… Var ya beyaz önlük bir yakıştı ki (Çok alçakgönüllü olduğumu her yerde belli ediyorum ) sormayın gitsin. Henüz laboratuarda damara girme girişimim olmasa da bugün eve gelince ilk babamın damarına girdim. Sonra dedem hatırımı sormaya gelmişti, tuttum kolundan “Gel sende de bir deneme yapayım” dedim. Eee tabi ki girdim… Teyzem telefon etmişti onu da çağırdım gel senin de damarına gireyim diye… Ya acaba komşuya gitsem “Varsa bir damarınız kanınızı alabilir miyim?” desem bana ne derler acaba… Bu arada mikroskopla o kadar çok bakmışım ki her yerde lökosit ve eritrosit görüyorum.(Dikkatinizi çekeyim epitel yok) İşte böyle geçiyor günlerim. Bloglara fazla vakit ayıramıyorum
Aslında yazım bu kadardı. Bloğa eklemek için girdiğimde aman Allah’ım bir de ne göreyim… Canım İlkaycığım ve KANTURK arkadaşlarım beni sobelemiş. Soruları cevaplamaya başlamadan önce bunun SEKİZİNCİ ebelenmem olduğunu belirmek istiyorum.
Bir renk olsaydım eğer; beyaz olmak isterdim. Saflığı, temizliği simgelemek için…
Bir çiçek olsaydım eğer; beyaz gül olmak isterdim. (Avatarında beyaz gül olan birine de bu sorur mu yani.)
Hayvanlar alemine ait olsaydım eğer; insan olmaktan çok mutluyum. Allah’ım iyi ki beni insan olarak yaratmış.
Bir yemek çeşidi olsaydım eğer; tatlı olmak isterdim.(Gülmeyin, ne yapayım çok seviyorum.)
Bir kitap olsaydım eğer; Kur’an-ı Kerim olmak isterdim. Zamana yenilmeyen, okundukça keşfedilen, Allah kelamı…
Bir mevsim olsaydım eğer; tabi ki İlkbahar olmak isterdim. Çünkü İlkbahar bana yeniden dirilmeyi hatırlatıyor ve tüm doğa canlanıyor.
Bir meyve olsaydım eğer; çilek harici her meyve olmak isterdim. Çileğin kokusunu duyunca bile kötü oluyorum.
İnsan yüzünde bir yer edinseydim eğer; göz olmak isterdim. Hani o bakışlarıyla insanı etkileyen ve yalan söyleyemeyen…
Eveeeeet sorular bitti… Şimdi ben kimseyi ebelemeyerek biraz değişiklik yapayım dedim. Sizleri çok seviyorum. Kendinize iyi bakın…   |
|
|
|
|
Düşünceler (13) :: Düşüncelerini Ekle! :: Bağlantı
|
4/5/2006 - Terapi, Çiçekler ve Sitem...
|
Bu gün grup terapim vardı. Valla iyi geldi… Bir güzel konuşup içim döktüm, rahatladım. Dünya varmış be… Bu arada söylemeden edemeyeceğim. Terapiye geleceğim diyip sonra gelmeyip, terapinin kısa sürmesine sebep olan arkadaşlara da teessüflerimi iletmek isterim.
Terapiden çıkınca havanın serin olması sebebiyle üşümeyi göze alıp bahçede dolandım biraz. Ay ne güzel çiçekler vardı ya… Fotoğraf makinem de Allah’tan yanımdaymış. Gördüğüm çiçeğin resmini çektim. Çekerken beni bir görseniz kesin gülerdiniz. Rüzgardan dolayı çiçekler sallanıyor, ben bir ucundan tutup resmini çekmeye çalışıyorum. Bu arada garip şekiller alıyorum. Bir ara baktım karşıya dizilmiş adamlar bana bakıyor. Bir sert bakış attım, hepsi dağıldı.
Bu arada (ne kadar çok kullanıyorum ben de bu kelimeleri…) ben siyasetten anlamam, yapmam, konuşmama da… Ama eski Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’e buradan sitemlerimi iletmezsem içimde kalır valla… Ya ben anlamadım… Ne demek “Türbanlı okumak isteyen Arabistan’a gitsin.” Yani Türkiye’de doğmuş, büyümüş Türk vatandaşı kızcağız, sırf inancı gereği kapandığı için başka ülkeye mi gidecek? Yuh valla… (Affedersiniz biraz kaba oldu belki ama…) Bunu söyleyen de kültürsüz cahilin teki değil. Bu ülkede 7 sene Cumhurbaşkanlığı yapmış bir zat… Diyorlar ki bizim ülkemiz kalkınmıyor… Tabi kalkınmaz ya… İnsanları şekilcilikle niteleyen insanlar oldukça ve bu insanlar belli yerlere sahipken olmaz tabi…
Kimi insanlar yolda uzun saçlı, küpeli gördükleri insana “yav şuna bak ne biçim giyinmiş” diyen insanlar oldukça ve inancı gereği kapanmış kızlarımız okullara alınmadığı sürece bence biz yol alamayız. Artık bazı şeyleri aşmamız lazım. Ay bu konulara girdim mi konuşmak, konuşmak, daha çok konuşmak geliyor içimden. Neyse benim çenem düştü, kısa keseyim bari. Ama son olarak şunu söylemek istiyorum. “Biz Türk’üz ve Türk olmaktan gurur duymak istiyoruz.”
Not:Resimleri ekleyecektim ama beceremedim. Kusura bakmayın.
|
|
|
|
|
Düşünceler (23) :: Düşüncelerini Ekle! :: Bağlantı
|
30/4/2006 - Gelme MAYIS...
|
Hayat bir oyun olsa; beğenmediğinde değiştirebildiğin, bir hata yaptığında haklarının olduğu, yanınca tekrar başlayabildiğin… Ama değil ve bizim bazı şeylere katlanmamız gerekiyor ya da biz zorunlu hissediyoruz. Bilmiyoruuuuummm… Kafam karıştı… Ne yapacağımı ya da neler yapmam gerektiğini bilmiyorum. Neden bu karmaşa bu iç çelişme?... Aslında biliyorum… Çünkü SEN yoksun…
Sevgili gokche bloğuna çok etkilendiğim bir yazı eklemiş kendi kaleminden... “2 senede bu kadar değişir mi bir hayat..” demiş. Canım ya bir saatte, bir dakikada, bir saniyede değişiyor hayat… İnsanın unutamadığı saniyeler vardır, kalbine saplanan oklar gibi çıkmazlar içimizden…
Tam İKİ sene olacak...
Allah’ım yine Mayıs geliyor… Benim sevmediğim, benden çok şeyler alıp götüren Mayıs… Ne olur dur, gelme, uzak dur desem de geliyor… Her şeyin ilacı olduğu söylenen ZAMAN ne yazık ki hiçbir işe yaramıyor. Benim kanayan kalbime merhem olamıyor. Allah’ım sen yardım et ne olursun…
Bazen her şeyi unutmak istiyorum, her şey silinsin hafızamdan diyorum… Ama o zaman da güzel günleri, güzel hatıraları da unutmuş olacağım… Dedim ya bilmiyorum hiçbir şey… Ne istediğimi de şaşırmış durumdayım.
Kusura bakma başınızı ağrıttım ama buraya yazınca rahatlıyorum ben… İyi ki varsınız… Hepinizi çok seviyorum ben… Bu arada çalan müzik için BAYKELEBEK’e teşekkür etmemiştim bloğumdan. Tekrar teşekkürler canım… |
|
|
|
|
Düşünceler (14) :: Düşüncelerini Ekle! :: Bağlantı
|
25/4/2006 - Veee evimizeee döndüüüüükkk...
|
Ve sonunda evimize geldiiik… Aslında ben çarşamba günü gelmeye niyetlendim ama bırakmadılar. Tabi işe yarıyorum ya ben de olsam beni bırakmazdım Ay ama bana fenalık geldi masa kur çay yap sonra tekrar masa kur tekrar çay, hurma getir, zemzem getir… Ya sakın yanlış anlamayın beni misafiri severim ben. Gelsinler başımın üstünde yerleri var ama haftanın yedi günü gelince insan biraz yoruluyor.
Hafta sonu misafirler haricinde Icha’nın doğum günü vardı onu kutladım akrostiş şiir eşliğinde…. Pazar günü beni bir tanıdığın nişanına götürdüler sürükleyerek. Ben hiç sevmem de öyle yerleri kendi nişanıma bile gitmemeyi düşünüyorum. Bu arada nişanlanan kız 18 yaşında… Ben de 21,5 yaşındayım Haziranın 11’inde 22 olacağım. Hediyeleri şimdiden hazırlayın. (Size yüzsüz olduğumu söylemiş miydim? Söylemediysem bile anlamışsınızdır ) Kimilerine göre evde kalmış sayılabilirim belki ama benim öyle bir derdim yok çok şükür. Daha gencim…
Kuzenimle dün gece 02:00’ye kadar oturduk. Sonra da normal olarak ışıkları söndürüp yattık. Ama ben durur muyum? “Dur kız uyuma!” dedim. Yarın ben kalkmadan sen dershaneye gidersin, sen gelmeden de ben de eve dönerim, gel seni öpeyim dedim. Sonra da yarım saat güldük birbirimize… Asıl biz gitmekte gecikince kuzenim dershaneden geldi bu sefer de “Ben seni dün gece öptüm, bir daha öpmem” dedi. Neyse sonunda evimize döndük.
Çıkarılacak ders:Babamı tek başına evde bırakmak hiç de iyi bir fikir değil… Evin sağlığı bozuluyor… |
|
|
|
|
Düşünceler (30) :: Düşüncelerini Ekle! :: Bağlantı
|
21/4/2006 - İyi ki doğdun Icha...
Herkese tekrar merhabalar… Aslında yazı yazmayacaktım ama Icha’nın doğum günü için yazmaya karar verdim. Ya Fatih (tyanali) o güzel kalemiyle güzel bir çizim yapmış. Canım Çağlar’ım (BAYKELEBEK) hazırlamış hediyesini… Eeee ben ne vericem diye düşünüyorum. Ben de karar verdim önce bloğumdan kutlayayım. Ayrıca msn’de de kutlarım ama yazı kalıcı oluyor ya yazayım dedim. Önce pastayla başladım. Aslında Fatih pastanın üzerine resim koy dedi ama ben beceremedim idare et artık Ayçam… Ya düşünüyorum da aklıma bir şey de gelmiyor. Bu günlerde bahar çarptı galiba kalemim kurudu. En iyisi mi ben akrostiş bir şiir yazayım bu da benim hediyem olsun…
Ayrılığın tınısı kulaklarımda
Yollara hapsediyorum hasretimi
Çıkmaz sokaklar karşılıyor düşlerini
Ansızın giyiniyorum hüzün gömleğini
Askılara asıyorum tozlanmış yanlarımı
Ram bir ömrün resmini çiziyorum kıyılara
Tekerrürsüz mutluluklar var hafızamda
Ayrılıyorum bu şehirden
Nidasız gidişler saklı rotamda
Umarım beğenirsin benden bu kadar.
Doğum günün kutlu olsun…
|
|
Düşünceler (10) :: Düşüncelerini Ekle! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol...
Blogcu Canlarım
• meczup • yellowdaisy • esin • baykelebek • mahlas • h2so4 • caglar • tugbatugba • erdemselvi • omasozturk • elki • ilkayoguzhan • shekkercik • yunusum • mrfood • kartopum • yunusevren • hatto • fatima • anubiss • bibis • raciegi • gokche • uzakufuklar • tibette7yil • onurhan1907 • sessizofke01 • konjenital • melan • E.YÜKSEL ÜSTÜNER • pembepatikler • ucarsu • gokcesair • revnakyaren • Özkan Özdemir • dungeon dungeon • kanturk • ihlamur • tinuviel • sadakat ... • blogdoktoru • blogekle • ildeniz • feraye • burakcam • hassasadam • eyust • neslinursema • tyanali • calinus • yavuz999 • yalniz • guvenavticaret • kugelhang • turkanka • panorama • hurricanee • dostlukrehberi • eyupzaferi • sad • battygirl • hayatadahil • serhendi • neslinursema1 • kursadberkkan • mavisevdalar • tigre • keskelerdiyari • vie • zeytinburnuimamhatip • neslinursema2 • neslinursema3 • karanfil58 • tici • isteoan • visal • kaybolusculuk • byuarsiyu • gullerdiyarim
|